Eğitim alanındaki çağdaş yaklaşımlar, çocuğun bireysel gelişimini ve öğrenme sürecindeki aktif rolünü vurgulamaktadır. Bu bağlamda, 20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan Bank Street Yaklaşımı, çocuk merkezli ve deneyim temelli bir eğitim modeli olarak öne çıkmaktadır. Columbia Üniversitesi’ne bağlı olan Bank Street College of Education tarafından geliştirilen bu yaklaşım, bireyin bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimini bütüncül bir şekilde desteklemeyi amaçlar. Bu makalede Bank Street Yaklaşımının temel felsefesi, pedagojik ilkeleri ve uygulama alanları ele alınacaktır.
Tarihsel Arka Plan
Bank Street Yaklaşımı, 1916 yılında Lucy Sprague Mitchell tarafından kurulmuştur. Mitchell, John Dewey’in pragmatist felsefesinden etkilenmiş ve eğitimde çocukların doğrudan deneyimlerle öğrenmesini savunmuştur. Ona göre çocuklar, yaşadıkları dünyayı anlamlandırarak ve bu dünyayla etkileşime girerek öğrenirler. Bu nedenle eğitim, soyut bilgi aktarmaktan ziyade çocuğun çevresiyle kurduğu anlamlı ilişkiler üzerinden yapılandırılmalıdır.
Temel İlkeler
-
Gelişimsel Etkileşim Yaklaşımı (Developmental-Interaction Approach):
Bank Street modelinin merkezinde bu kavram yer alır. Bu ilkeye göre çocukların bireysel gelişim özellikleri, sosyal çevreleriyle olan etkileşimleriyle birlikte değerlendirilir. Öğrenme, hem bireysel hem sosyal bir süreçtir. -
Deneyim Temelli Öğrenme:
Çocukların çevrelerini keşfederek, gözlem yaparak, soru sorarak ve problem çözerek öğrendiği savunulur. Bu nedenle sınıflarda aktif öğrenme ortamları oluşturulur. -
Entegre Müfredat:
Disiplinler arası bir yaklaşım benimsenir. Okuma, yazma, matematik, sanat ve fen gibi alanlar birbirinden kopuk değil; anlamlı ve bütüncül bir yapı içerisinde sunulur. -
Sosyal Adalet ve Eşitlik:
Bank Street pedagojisi, eğitimin demokratik ve kapsayıcı olması gerektiğini savunur. Farklılıklar bir zenginlik olarak görülür ve her çocuğun kendi kültürel bağlamı içerisinde değerlendirilmesine önem verilir.
Uygulama ve Sınıf Ortamı
Bank Street sınıflarında öğretmenler, kolaylaştırıcı ve rehber rolündedir. Çocuklar, çeşitli materyallerle (doğa materyalleri, sanat araçları, manipülatifler vb.) etkileşim halindedir. Projeler, çocukların ilgi alanlarına göre şekillendirilir. Grup çalışmaları, bireysel etkinliklerle dengelenir. Öğretmen gözlemleri ve gelişimsel değerlendirmeler sıkça kullanılır.
Bank Street Yaklaşımı, çocuğun çok yönlü gelişimini merkeze alan, deneyim ve etkileşimi temel alan çağdaş bir eğitim modelidir. John Dewey’in ilerlemeci eğitim anlayışından beslenen bu yaklaşım, günümüzün çocuk merkezli pedagojilerine öncülük etmiştir. Öğrenciyi sadece akademik başarıya odaklanan bir birey olarak değil, sosyal, duygusal ve kültürel yönleriyle bir bütün olarak ele alması, bu yaklaşımı evrensel eğitim sistemlerinde uygulanabilir ve sürdürülebilir kılmaktadır. Türkiye’de de alternatif eğitim modelleri arasında yer bulmaya başlayan Bank Street felsefesi, özellikle okul öncesi ve ilköğretim düzeylerinde etkili sonuçlar doğurabilecek potansiyele sahiptir.